ZONGULDAK
MART 2008
21.03.2008

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فى سَبيلِ اللّهِ اَمْوَاتٌ بَلْ اَحْيَاءٌ وَلكِنْ لَاتَشْعُرُونَ

(Bakara 154)

ÇANAKKALE ZAFERİ

DEĞERLİ MÜ’MİNLER

Bir milleti geleceğe taşıyan, manevi değerleri, ortak ülküsü, benliği ve tarih bilincidir. Her Devletin bir geçmişi vardır. Türk Milletinin de geçmişiyle öğündüğü gurur duyduğu bir tarihi vardır. Bunlardan biride yakın tarihimizin canlı örneği Çanakkale zaferidir.

Çanakkale savaşları Dünyanın en kanlı savaşlarından birisidir. Gelibolu yarımadası, sekiz buçuk aylık bir zaman dilimi içerisinde bir milyonu aşkın askerin, bütün güçleriyle boğaz boğaza, göğüs göğüs’e, taş ve sopayla birbirlerine saldırdıkları kanlı muharebelere sahne olmuştur. Bu kanlı savaşın sonunda yarım milyonu aşkın insan hayatını bu topraklara feda etmiştir. Savaşın yapıldığı 250km karelik savaş alanının üzerinde 253.000 ecdadımız can vermiştir.

İşte bu ecdat “Çanakkale geçilmez” dedirtmiştir. Milli şairimiz M. Akif’in dediği “ Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi”. Eğer o ecdadımızın cansız bedenlerini yan yana yerleştirmeye çalışsalardı bu topraklara sığmazdı. Allah (c.c) Bakara suresinin 154. ayetinde şöyle buruyor.” Allah yolunda öldürülenlere "ölü" demeyin. Hayır, onlar diridirler, Ancak siz bunu bilemezsiniz.”(1)
 

 

DEĞERLİ MÜSLÜMANLAR

        Görülüyor ki bu savaş; onlar için sonu hüsranla biten bir serüven oldu. 255.000 kayıp vererek geri çekildiler. Nasıl oldu da boğazı geçemediklerini anlayamadılar.
Hasta adam Osmanlı, nasıl böyle ayakta kalabilmişti? Osmanlıyı ayakta tutan neydi?
Türk askerinin ölümün üstüne, kurşunun üstüne güle oynaya gitmesine ve vatanını kahramanca savunmasına sebep ne olabilirdi?
Bir düşmandan beklenmeyecek insanlık adına davranışlar sergilemesi, o askerin hangi tarafından kaynaklanıyordu?
İşte anlayamadıkları ve hesap edemedikleri Türk askerinin yönü bu idi. Vatanına, Milletine, Dinine ve ailesine sımsıkı bağlı imanlı Türk insanının bu yönünü hiç akıllarına getirmemişlerdi.
                   
         İçerisinde yaşadığımız her saat, her dakika, sinemalar, tiyatrolar, hastaneler, hapishaneler ve kabristanlıklar dolayısıyla her yer bir ibret fuarıdır. Tarihte bir sergi, bir çiçek bahçesi, bir Pazar gibidir. Yer ve mekân aynı fakat ziyaretçileri, alış veriş yapanlar farklı. Tarih geçmişi geleceğe bağlayan bir köprüdür. Ayrıca Devletlerin nizamlarını korumaları tarihle mümkündür. Her Millet tarihiyle öğünür, ondan geleceğe ait dersler çıkarır. Ecdadımızdan kalan bu mirası genç nesillere aktarmak ve şuurlandırmak ise Millet olarak hepimizin görevi değimidir?

1- Bakara 154
A.Cebbar KALAYCI
Sanayi C.İ.H. ALAPLI