ZONGULDAK
NİSAN 2008-11.04.2008


Al-i İmran,3/31
KUTLU DOĞUM
Muhterem Müslümanlar!
Allah Tealâ insanları imtihan etmek için yaratmıştır. Bu Kur’an’da bazı ayetlerde şu şekilde dile getirilmiştir. “İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir ziynet yaptık” 1 ; “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır” 2.
İnsanların, imtihanda başarılı olmaları için, bir eğitici ve öğreticiye, sorumluluklarını bildiren ve açıklayan rehbere ihtiyaçları vardır. Allah’u Teala, bu ihtiyacı ise; peygamberler vasıtasıyla gidermiştir. Tarihin akışı içerisinde, insanlığın takındığı tutum ve davranışlara göre, sayısız peygamberler gönderilmiş; toplumları, doğru ve hak olana yöneltmek için tebliğ ve davette bulunmuşlardır.
Değerli Müminler!
Bundan 14 asır önce peygamberlerin getirdiği öğretilerin bir değer olarak algılanmaktan vazgeçilmesi sonucu insanlık îtikadî ve ahlaki bir çöküş içerisine girmiş, kendi elleriyle yaptıkları putlara tapmaya başlamış, zina ve kumar yaygınlaşmış, güçsüzlerin ve yetimlerin ezilmesi adeta normal bir davranış haline gelmişti.
Hz. Muhammed (sav)’in dünyaya gelişi insanlık tarihi için önemli bir dönüm noktasıdır. Zira, Hz. Muhammed (sav), kendinden önceki Peygamberlerin yaptığı gibi Allah’ın emriyle insanlara, Allah’a, içinde yaşadıkları canlı ve cansız çevreye ve kendi nefislerine karşı yerine getirmeleri gereken sorumlulukları tebliğ etmiş, anlatmış, öğretmiş ve uygulamalı olarak göstermiştir. Bu sayede, bunalım ve karanlık içerisinde olan insanlık derin bir nefes almış, aydınlığa kavuşmuştur.
Peygamberimizin doğumunu her yıl mevlit kandili ve Kutlu Doğum Haftasında çeşitli etkinliklerle kutlamaktayız.
|
|
Peygamberimizin doğumunu anmak, kasideler okumak, ilahiler söylemek, kandil simidi ve tatlılar dağıtmaktan ibaret olmamalıdır. O’nun doğumunu anmaktan asıl gaye; evrensel olan nübüvvetini, Allah’a olan tevekkül ve itimadını, Kur’ân’a dayanan yüce ahlakını, insanlık ve merhametini, insaf ve adaletini, sabır ve sebatını, kerem ve cömertliğini, fazilet ve cesaretini, kısaca insanlığa sunduğu değerleri ve hayat biçimini anlamak, biz bunun neresindeyiz diye düşünmek, hatalarımızı gözden geçirme fırsatını yakalamaktır. Zira Peygamberimizin getirdiği değerlere uymadan Allah’ın sevdiği bir kul olmamız mümkün değildir. Nitekim “De ki:” Eğer Allah’ ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 3 âyeti, Allah’ı sevmenin peygambere uymaya bağlı olduğunu ifade etmektedir.
Değerli Mü’minler!
Günümüzde insana verilen değerin maddeye verilenden daha az olması, kişisel ve toplumsal menfaatler için, haksızca savaşların yapılması, üretilen teknolojik değerlerin insanlığın menfaatine sunulmaktan ziyade, çoğu zaman aleyhine kullanılmaya çalışılması, Peygamberimizin getirdiği ortak insanlık değerlerinden saptığımızın önemli bir göstergesidir. Günümüzde, Peygamberimizin öğretileri insanlığın bilgisine sunulduğu ilk günkü gibi durmaktadır. Bu değerleri kendimize düstur edindiğimiz sürece huzurlu bir toplum olabiliriz.
Muhterem Kardeşlerim !
Hutbeme son verirken, 14-20 Nisan 2008 tarihleri arasında çeşitli etkinliklerle kutlayacağımız Kutlu Doğum Haftasının bütün insanlığa sevgi, rahmet, huzur ve barış getirmesini, Sevgili Peygamberimizi daha iyi tanımamıza vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.
Nedim FİDAN
VHKİ
Kdz. Ereğli Müftülüğü
_______________
1-Kehf, 18/7
2-Mülk, 67/2
3-Al-i İmran, 3/31. |