ZONGULDAK 11 OCAK 2008
Muhterem Müslümanlar; Güçlü olmak için sağlıklı olmak şarttır. Sağlıklı olmak için de sağlığımızı korumaya dikkat etmemiz gerekir. Sağlıklı bir hayat, insanın dünya ve ahrette mutluluğuna erişmesi için en önemli unsurdur. Buna işaret etmek üzere Peygamberimiz (S.A.V.) de “Ölmeden evvel hayatın; hastalık gelip çatmadan önce sağlığın, ihtiyarlık gelmeden gençliğin, meşgaleden önce boş vaktin kıymetini biliniz” (2) buyurmuşlardır. Hayat, sağlık ve gençliğin ne büyük nimet olduğunu, bunları da elden kaçırmadan takdir etmek gerekir. Hayatın devamı, sağlığın korunması ile çok yakından ilgilidir. Sağlığımıza zarar veren her şeyden şiddetle sakınmalıyız. Hayat ve sağlık Cenab-ı Hakk’ın kullarına ihsan ettiği birer emanet olduğuna göre, bu emanetleri gerektiği şekilde korumak mü’minin en büyük görevidir. Bunların korunmasında sorumsuz davranamayız. Hastalıklardan korunmak için de ne gibi önlemler alınması gerekiyorsa hem ferd, hem de toplum olarak bunları yerine getirmekle yükümlüyüz. Özellikle salgın ve bulaşıcı hastalıklardan korunmak hem dini bir emir, hem de milli bütünlük ve gücümüzün devamlılığı için bir zarurettir. Bu itibarladır ki Cenab-ı Hak Kur’an-ı keriminde “Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayınız” (3) emri ile karşılaşacağımız tehlikelere karşı önceden tedbir almamız gerektiğine işaret buyurmuşlardır. Muhterem Müslümanlar ; |
|
|