ZONGULDAK
MAYIS 2008
09.05.2008


لَن تَنَالُواْ الْبِرَّ حَتَّى تُنفِقُواْ مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَيْءٍ
فَإِنَّ اللّهَ بِهِ عَلِيمٌ
                                             

VAKFIN DİNİMİZDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

         Muhterem Müslümanlar;

         Yüce dinimiz İslam’ın asıl hedefi insandır. Toplum içerisinde yaşayan insanların hem dünyada hem de ahirette mutluluğa ermesi için dinimiz bir takım kurallar koymuştur. İnsanların birbirine yardımcı olması, sıkıntılı zamanlarında yardımlaşmaları, darda kalan din kardeşinin sıkıntılarının giderilmesi için birbirlerine yardım etmeleri de bu kuralların içerisindedir.
         Değerli Mü’minler
         Vakıf,  bir malın aslının korunması kaydıyla, gelirinin Allah yolunda sarfedilmesi demektir. Daha İslamın ilk yıllarından itibaren başlayan, insanların birbirlerine faydalı olma yarışı, beraberinde günümüze kadar artarak gelen hayır kurumlarını, vakıfları meydana getirmiştir.
Asıl gayesi; yardıma ihtiyaç duyan insanların her türlü ihtiyaçlarını karşılamak olan vakıflarımız, her ne kadar kurum olarak hizmet verseler de asıl kaynağını hayırsever insanlarımızdan almaktadır. Nice aç olan kimseleri doyuran, açık olanları giydiren, kimsesizleri barındıran, fakir öğrencilere okuma imkanı sağlayan ve hasta insanların tedavisini yaptıran,fakir gençleri evlendiren vakıflarımızdır.
Her konuda olduğu gibi vakıflar konusunda da ilk örneğimiz Hz. Peygamber (sav ) efendimizdir. Çünkü O “ Hayırlı mal Allah yolunda harcanan maldır.” buyurmuş, daha Mekke’den Medine’ye gelir gelmez, Neccar oğullarından bir arsa satın alarak vakfetmiş ve üzerine Mescid yapılmasını emretmiştir.. Yine hicretin üçüncü yılında kendisine ait yedi parça hurma bahçesini vakfetmiştir..

         Aziz Müminler
         “Siz sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz.Her ne harcarsanız Allah onu bilir.” (1) İlahi mesajının ruhuna uygun olarak Hz. Peygamberin açmış olduğu bu güzel yolu Sahabe-i Kiram da takip etmişlerdir.

 

 

Bunun yanında İslam’a büyük hizmetler vermiş olan ecdadımız da her gittikleri yerde insanlığın faydasına sunulmak üzere, hanlar, hamamlar, camiler, kervansaraylar, aşevleri hastaneler, çeşmeler ve köprüler inşa etmişlerdir  Osmanlının ayak bastığı her yerde vakıf eserleri halen daha insanlığa hizmet vermeye devam etmektedir. Atalarımız, Resulullah (s.a.v.) Efendimizin bu öğütlerini tutmuşlar, bizlere ölümsüz binlerce eser bırakmışlardır. Bize düşen ise: halka hizmet Hakka hizmettir gayesiyle kurulmuş olan bu vakıflara, gereken ilgi ve alakayı göstermek, onları korumak, kollamak, maddi ve manevi yardımlarda bulunmaktır. Eskilere yenilerini ekleyebilirsek , bizler de öldükten sonra onlar gibi amel defterlerimizin kapatılmamasını sağlayabiliriz.

           Muhterem Müslümanlar.
           Peygamber efendimiz sadaka-i cariye hakkında ne buyuruyor; “İnsanlar öldükten sonra amel defterleri kapanır. Ancak sadaka-i cariyesi olanların amel defterleri kapanmaz. Kıyamete kadar onlara sevap yazılır.” (2)

            Bizler de bu gün, başta Hz. Peygamber olmak üzere, O’nun değerli ashabının ve ecdadımızın kendilerine bir görev olarak bildiği, “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” (3) hadisi şerifinin ışığı doğrultusunda, insanların en hayırlısı olabilmek için, bu güne kadar yaşayan bu güzel geleneği yaşatmalı, çocuklarımıza ve gelecek nesillere bu tür vakıfların sayılarını artırarak emanet etmeliyiz. Ahiretimizi düşünerek sadaka-i cariyelerimizi artırmalıyız ki amel defterlerimiz kıyamete kadar açık kalsın.
Hutbemizi bir hadis-i şerif meali ile bitirelim: Allah'ın Rasülü (s.a.v.) buyururlar ki: "Olgun bir mü'min sonu cennet oluncaya kadar, hiçbir hayra doymaz, hiçbir hayırdan da geri kalmaz”. (4)

1 : Al-i İmran S. Ayet 92
2 : R. Salihin  C.3  Sh. 5
3 : 250 Hadis Sh.121 No:152
4 : Riyazu's Salihin Trc. 3,6

Fatih Gönül
Ortacı Ky. Orhan Camii
Kur’an Kursu Öğreticisi  ALAPLI